Sabahın en erken saatleri
Önce baharın ilk yağmuru penceremde
Ve ardından…
Kış uykusundan kalkan güneşin mahmurluğu
Yanımda tüm masumiyetinle Sen
Yağmurdan habersiz
Güneşten habersiz
Benden habersiz
Havva Keleş
Kaynak göstererek kullanınız.
Sabahın en erken saatleri
Önce baharın ilk yağmuru penceremde
Ve ardından…
Kış uykusundan kalkan güneşin mahmurluğu
Yanımda tüm masumiyetinle Sen
Yağmurdan habersiz
Güneşten habersiz
Benden habersiz
Havva Keleş
Kaynak göstererek kullanınız.
Soğuk bir kış günü
Aynı yerdeyim
Deniz öfkesinden dalgalı
Martılar…
Yeni doğmuş bir bebeğin
İlk ağlaması kadar isyankar
Üzerinde dolaştığımız iskele yorgun
Ama dimdik ayakta
Herşey başka şimdi
Deniz başka
Martılar başka
Yağmurla çamurlaşan toprakta
Kokun başka
Ben bambaşka
Havva Keleş
Kaynak göstererek kullanınız.
Gün gelir sıkışıp kalırsın
Acılar kor gibi iner yüreğine
Gün gelir dayanamazsın
Görmesem, duymasam
Acıkmasam dersin
Sonra bir hamle daha yapıp
Ağır ağır sürersin kendini
Hayatın içine
Yeniden yaşarsın
Gün gelir nefret edersin
Bugünden daha iyi
Geçmişi ararsın
Yarında bugünü
Havva Keleş
Kaynak göstererek kullanınız.
Ne hoştur yaşamak bu zamanda
Bahar yazla oynaşta
Güneş bulutla
Yağmur toprakla
Sararmış yapraklar, rüzgarla
Ve Eylül kapıda
Havva Keleş
Kaynak göstererek kullanınız.
Hani hep rüyalarda görürsün ya
Bembeyaz bulutlarda yüzdüğünü
İşte aynı olurum bu zamanda
Sadece bu zmanda alırım toprağın kokusunu
Taşın yumuşaklığını hissederim
Şu virane evler bile bir başka olur gözümde
Ancak bu zamanda ezberlerim
Sokakların ismini
Yeşil ve sarının boyadığı yapraklarla
Dolaşırım köşe bucak
Bir bakarım Boğazdayım, Sarayburnunda
Ya da Galata Köprüsünde
Mavinin bütün tonlarıyla süslenmiş
Gökyüzünü seyrederim durduğum yerlerde
Ve bir ara oturup
Güzelim denize karşı içkimi yudumlarım
Bir parça beyaz beynirimle
Denizanalarıyla sohbete dalar
Günümü gün ederim Eylülde
Havva Keleş
Kaynak göstererek kullanınız.
Bizim değil bu gelen bahar,
Kuşların, böceklerin, çiçeklerin baharı bu.
Hak etmeden dokunmayın hiçbirine,
Hediyedir Yaradan’dan hepsine.
Bu güneş, bu rüzgar bizim değil.
Kıymetini bilenindir bu çayır çimen.
Burası misafirhane-i dünya, biz misafir.
Birgün bu menzilden gideceğin gibi
Bu şehirden, bu dünyadan da gideceksin.
O halde gideceğin yer için,
Burada kıymet bileceksin.
Tadabilmek için iki cihan güzelliklerini
Önce hak edeceksin.
Havva Keleş
Kaynak göstererek kullanınız.